Türkiye’de lojistik yapılar yeni bir dönüşüm sürecine giriyor.
Geleneksel depolarda geniş alan ve insan gücüne dayanan operasyon modeli, yerini yüksek raf sistemleri, robotlar ve yazılımla yönetilen otomatik depolara bırakmaya başladı.
Sektörde “karanlık depo” olarak adlandırılan bu yapılarda ürünlerin depoya girişinden siparişin hazırlanmasına ve sevkiyata yönlendirilmesine kadar birçok işlem otomatik gerçekleştiriliyor.
İnsan müdahalesinin azalmasıyla birlikte depoların sürekli aydınlatılmasına duyulan ihtiyaç da ortadan kalkabiliyor.

Depolar 40 metreye yükseliyor
Yeni sistemlerin inşaat ve gayrimenkul tarafındaki en önemli etkilerinden biri depo mimarisinde ortaya çıkıyor.
Geleneksel forklift sistemlerinde erişim yüksekliği yaklaşık 15 metreyle sınırlıyken otomatik sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor.
Koridorların daraltılması ve rafların yükselmesiyle aynı arsa üzerinde daha fazla depolama kapasitesi oluşturulabiliyor.
Bu durum özellikle arsa ve metrekare maliyetlerinin yüksek olduğu sanayi ve lojistik bölgelerinde önem kazanıyor.
50 milyon TL’lik teknoloji yatırımı
Türkiye’de otomatik depolama sistemleri geliştiren Akdenizrack, bu alandaki Ar-Ge çalışmaları için 50 milyon TL yatırım gerçekleştirdi.
Yaklaşık bir yıllık geliştirme sürecinin ardından oluşturulan sistemde şirketin mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı.
Akdenizrack son bir yılda Türkiye’de beş karanlık depo projesini hayata geçirdi. Bu projelerin toplam hacmi 17 milyon dolara ulaştı.
Şirketin hesaplamalarına göre otomatik depo yatırımı üç vardiya çalışan bir tesiste yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiya çalışan bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor.
Beş parçanın dördü Türkiye’de üretiliyor
Otomatik depolama sistemlerinin yerli üretim oranı da yükseliyor.
Akdenizrack’in geliştirdiği sistemde bulunan beş temel bileşenin dördü Türkiye’de üretilebiliyor.
Şirket, halen yurt dışından tedarik edilen vinç ve asansör sistemlerinin de Türkiye’de üretilebilmesi için çalışmalar yürütüyor.
Akdenizrack bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştirirken satışlarının yüzde 80’i dış pazarlardan geliyor.
Şirket, otomatik depo yatırımlarının Türkiye’de yaygınlaşmasıyla iç pazarın satışlardaki payını yüzde 20’den yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyor.
Lojistik yapılar değişiyor
Karanlık depo yatırımlarının yaygınlaşması yalnızca lojistik sektörünü değil, endüstriyel gayrimenkul ve depo inşaatlarını da etkiliyor.
E-ticaretin büyümesi, hızlı teslimat beklentisi, artan işçilik giderleri ve sanayi bölgelerindeki yüksek arsa maliyetleri yatırımcıları daha küçük alanda daha yüksek kapasite sağlayan yapılara yöneltiyor.
Bu dönüşümle birlikte yeni nesil depolarda binanın büyüklüğünden çok yüksekliği, otomasyon altyapısı, enerji kullanımı ve yazılım sistemleri belirleyici hale geliyor.
Türkiye’de son bir yılda hayata geçirilen beş proje de “karanlık depo” modelinin lojistik yapı yatırımlarında yeni bir alan oluşturmaya başladığını gösteriyor.
–
Kaynak: Akdenizrack; sektörel yayınlar




